Hoş Geldiniz/ GİRİŞ
Kullanıcı adı:

Parola:


Parolamı Unuttum

Şimdi kaydol!
Ana Rehber
YAZARLAR/ Yazıları
Article ID : 3950
Audience : Herkes
Version 1.01
Yayınlanma Tarihi: 15/12/2009 17:10:11
Okunma : 13322
Nazım Beratlı



Zihniyet nedir?

Son dönemi, bir lâf söyleyerek geçirdim: Zihniyet!
Nedir zihniyet, ideoloji midir? Kültür müdür? İkisi de değildir… Farklı ideolojiler ve farklı kültürlere ait insanlar da ayni zihniyete sahip olabilir.

Zihniyet kavramı, bir toplumda, bireyler arası farklılıklar bir yana bırakıldığında geride kalan istikrarlı psikolojik yapı ve tüm bireylerde ortak olan bir takım inançlar, yargılar ve temsiller bütünü olarak tanımlanabilir; zihniyet, toplum veya kültürlere özgü bir zihinsel yapıdır. Bu yapı bireysel planda, birbiriyle mantık veya inanç bağlarıyla bütünleşmiş entelektüel eğilimler ve fikirler bütünü olarak ortaya çıkmaktadır.

Zihniyet kavramını irdeleyen yazarlara göre (Bouthoul, 1966) zihniyet, bir toplum veya kültürün üyelerinde ortaktır; bir başka deyişle toplum, benzer zihniyete sahip bireyler topluluğudur. Bireyi toplumuna bağlayan en sağlam ve dış etkilere en dirençli bağdır. Zihniyetlerin bir diğer özelliği son derece istikrarlı ve kalıcı olmalarıdır; zihniyetler, kişilerin isteğine bağlı olarak değiştirilemezler. Öte yandan zihniyet, sosyal yaşamın içselleştirilmiş yoğun bir özü gibidir, insanla dış dünya arasında yer alan bir prizmadır, Kant anlamında insan bilgisinin a priori biçimidir. Nihayet zihniyetler ile kişilerin refleksleri, temel tepkileri arasında bir bağ vardır; bir toplumda yaşamak, onun coşkularını, objelere ilişkin çekim duygularını, nefretlerini paylaşmak demektir, vb. (Mustafa Önderli http://www.turkforum.net/showthread.php?t=201944[/i] )

Tabii bu değişmez sanılan zihniyet kavramının hangi bileşenlerden oluştuğunu, kültür ve ideoloji ile farklılaşmasını ortaya koymazsak, kavramın temeline inip, ortak dili oluşturamayız.

Zihniyet tarihi "entelektüel olmayan düşünce tarihidir… bu tarih, geleneksel düşünce tarihinin aksine büyük düşüncelerin gelişimiyle ilgilenmez; idelojileri kapsar, ama, ideolojiler gibi değildir. İdeolojiler düşüncelerden daha sistematiktir, Zihniyet tarihi çalışmalarının ayırtedici özelliği, hareketsiz, belirsiz, bilinç dışı öğelere verdiği önemdir; süregiden eski gelenekler, geçerliliği olmayan sözler, terimler, duygusal ve mantık dışı şeyleri içerir
Zihniyet kavramının temel bileşenlerini, ona en yakın kavram olan "kültür"den farklılıklarını ortaya koymalıyız.(http://www.dunyagazetesi.com.tr/haberArsiv.asp?id=179294)

Zihniyet, her hangi bir konuda o ana kadar edinilmiş kültürel bilgilerin işlenmesi ile ortaya çıkan yorumdur. Buradaki “bilgi”nin, entelektüel anlamdaki bilgi olmadığını, tarihten süzülüp gelen, ortak tarihi paylaşmış bir toplumun, hayatın her alanı ile ilgili, yüzyıllar içerisinde biriktirdiği bilgiden bahsedildiğini anımsatmalıyım. Kültür’den farkı, kültür bir gerçekliği ifade eder! Zihniyet ise toplumsal, paylaşılan, hayat karşısındaki ortak bir yorumu bir yorumu! Ve üstelik, entelektüel birikimin dışındaki bilgilerle edinilmiş bir yorumu. İdeoloji ile olan farkı ise şu: İnsan zihniyetin içine doğar; oysa ideoloji edinseldir ve özellikle de üretilmiş entelektüel bilgi üzerine bina edilir. Bu bakımdan, ayni toplumda, farklı ideolojilere mensup bireylerin; farklı zihniyetlere de sahip olduklarını kattiyyen söyleyemezsiniz! Hatta tam tersi doğrudur…

Ve kimileri, “zihniyet değişmez” derken, aslında bunun ileri sürerler! Çünkü bugün zihniyet farklılıkları konusunda iki ana başlıktan söz edilebilir: Batı zihniyeti, Doğu zihniyeti…

Bu ayırım, Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıkmıştır. Yoksa orta çağlarda nerede ise dünyanın tümünde ayni zihniyet yapısı geçerli idi! Pre- modern Zihniyet! İrrasyonalite’nin hakim olduğu akıl dışı dogmaların, inanışların, düşüncelerin hakim olduğu bir “düşünce” biçimi… Sanayi Toplumu, batıda zihniyette aslolanın rasyonalite olduğunu ortaya çıkardı. Dogmalar çöktü! Modern Zihniyet doğdu…

Sanayii’nin gelişmediği doğuda ise, irrasyonel inançlara ve bilgilere bağlı pre-modern zihniyet devam ediyor.

Değişmez, ya da çok yavaş gelişir derken, kastedilen bu! Ne var ki bugün ulaşılan bilgi çağında, bilgiye ulaşmanın hızı ve ulaşılabilecek bilginin boyutları, artık örneğin Hindistan gibi bir geri tarım toplumunda yaşayan bir bireyin, edindiği bilginin boyutlarına bakarak, yeni bir zihniyet aşamasına sıçramasına olanak veriyor. Bu görüşe karşı olanlar da olmasına rağmen, bugün artık zihniyet de değiştirilebilir hale geldi… Bana göre zihniyet, her hangi bir konuda o ana kadar edinilmiş kültürel bilgilerin işlenmesi ile ortaya çıkan yorumdur. Yeni bilgiler öğrendikçe yorumlar da değişebileceği için zihniyet de değişebilir.
( http://www.anindatepki.com/genel-guncel-tum-ciddi-konular/zihniyet-nedir-degisir-mi/ )

Dünya görüşümüz bizim iyi ile kötü, doğru ile yanlış, olumsuz ile olumlu, yararlı ile yararsız vb. algılamalarımızın sınırlarını belirler. Bir bireyin, topluluğun, toplumun ve kurumların dünya görüşlerini anlamadan, onların davranışları ile ilgili doğru analizlerin yapılması neredeyse imkansızdır.
(http://www.dunyagazetesi.com.tr/haberArsiv.asp?id=179294)

Şimdi, bizim bir yanda eski zihniyeti sürdürürken, beri yandan da ileri yönelik değişimler yapabilmemiz, mümkün değildir. Çünkü ayni zihniyet, ayni sonuçları üretir. Hem “Avrupalılık” diye mangalda kül bırakmamak, ve hem de orta doğu zihniyeti ile devrim yapmaya kalkmak, mükün değildir. Hele “Avrupalı” olmak, hiç mümkün değildir. Sahip olduğumuz toplumsal bilgi içinde, entelektüel boyut ne kadar artarsa, hem zihniyetimizi hem de kendimizi değiştirmemiz o kadar mümkündür…


Yazıcı Uyumlu Sayfa Bu yazıyı arkadaşına gönder
Yorumların sahibi gönderendir. İçeriğinden sorumlu değiliz.
Powered by XOOPS 2.0 © 2001-2003 The XOOPS Project